Haber Detayı
16 Kasım 2019 - Cumartesi 13:06 Bu haber 1280 kez okundu
 
Türkiye'deki kuraklık nereye gidiyor, sonu nasıl olacak
Çiftçiler şaşkın bir şekilde tohumu bitirememenin, toprağı işleyememe sıkıntısı içerisinde. Artık zamanın kısıtlı olduğu zamanlardayız. Çiftçi bir an önce ürününü haklı olarak ekme derdinde, herkes için zor zamanlardayız.
ÇEVRE Haberi
Türkiye'deki kuraklık nereye gidiyor, sonu nasıl olacak

Kuraklık, bir bölgede nem miktarında oluşan dengesizlik sebebiyle kaynaklanan su kıtlığı olarak tanımlanabildiği gibi herhangi bir yerde ve belli bir zamana bağlı olmaksızın gelişen doğal bir iklim sorunu olarak gündeme gelmektedir. Genellikle yavaş gelişen ve uzun bir dönem boyunca etkisini sürdüren bu sorun, yağışların kaydedilen normal seviyelerinin önemli ölçüde altında çıkması ile birlikte arazi ve su kaynaklarının olumsuz etkilenmesinin bir sonucu olarak hidrolik dengenin bozulmasına da yol açmaktadır.

 

Bu duruma istinaden Türkiye’de de bir çok ilinde kuraklık tehlikesi hat safhaya varmış durumda. Çiftçiler ürünlerini, özelliklede buğday tohumunda kuraklık nedeniyle çürütme, gönen azlığından kuruma, yağışların yağmadığından kuş istilası, kimi çiftçiye göre karıncaların toprağın altına çekmesi ya da az yağması neticesi ile zilleme dediğimiz tohum kancayı attı, ama yeşeremiyor sorunu ile karşı karşıya. Bir çok bölgede sulama imkanı olan çiftçiler buğdayını geç kalmadan suladı. Zaten kuraklık sorununun daha bir süre daha devam edeceği meteoroloji’yi takip eden çiftçiler tarafından bilinmektedir.

 

Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Edirne’de ise durum pek farklı değil. Yeterli yağışa ulaşamayan bölgede Meriç Nehri’nin debisi düşerek nehir yatağında kum adacıklarının oluşmasına yol açıyor. Kuraklığın en büyük etkisini hisseden çiftçiler ise tarımsal sulama amacıyla kullanılan kuyulardaki suların neredeyse kuruma noktasına geldiğini ve bu sebeple büyük bir zararla karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyor. Geçtiğimiz yıllarda kış aylarında zaman zaman su taşkınlarıyla gündeme gelen Meriç Nehri, bu sonbaharda yoğun bir su sıkıntısı çekiyor. Debisi geçen yıla göre bir hayli azalan nehrin üreticileri zor durumda bıraktığı ifade ediliyor.

 

Türkiye’de kuraklığa etki eden önemli faktörler arasında atmosferik koşullar, fizik coğrafya faktörleri ve iklim koşulları yer almaktadır. Her ne kadar kuraklığa sebep olan faktörler arasında doğal koşullardan bahsedilse de insanoğlunun sebep olduğu yanlış sanayileşme, yer altı kaynaklarının kirletilmesi, temiz suyun bilinçsiz kullanımı ve tarım arazilerinin yok edilmesi gibi durumlar da kuraklığı tetikleyen ve uzun vadede küresel ısınmaya davetiye çıkaran faktörler arasında yer alır.

 

İklim değişikliğinin en yoğun hissedildiği Akdeniz havzasında ve özellikle Türkiye’de kuraklığın beraberinde yaşanan su sıkıntısı her geçen yıl artıyor. Uzmanlar tarafından belirtilenlere göre, gerekli önlemler alınmazsa Türkiye önümüzdeki 20 yıl içerisinde ‘’su fakiri’’ bir ülke konumuna gelebilir. Yaz aylarında görülen sağanak yağışlar sebebiyle büyük şehirlerde görülen sel felaketleri artarken, kış aylarında ülke genelinde yağışların azalması ‘’kış kuraklığı’’ endişesini de gündeme getiriyor. Nüfus artışının da dikkate alınmasıyla birlikte Türkiye her geçen yıl su fakiri bir ülke olmaya daha da yaklaşıyor.

 

Kasım Ayında Eylül Sıcakları Devam Ediyor

 

Özellikle son dönemlerde sık sık adı konuşulmaya başlanan kuraklık riski pek çok insanı endişelendiriyor. Kasım ayı sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi kuraklık riskini tekrar gündem konusu haline getirirken, 2035 yılına gelindiğinde Türkiye genelinde beklenen ortalama 2 derecelik bir sıcaklık artışı uzmanlar tarafından tartışılmaya başlandı. Bu durum beraberinde ciddi kuraklık sorununu ortaya koyarken yağışlarda yaşanan düşüş ile birlikte sıcaklık değerlerinin artmasının özellikle önümüzdeki dönemlerde büyük şehirlere su sağlayan akarsu ve barajlarda etkisini göstereceği belirtiliyor.

 

Yoğun nüfusuyla birlikte tüketilen su miktarına bağlı olarak kuraklık riskinin etkisini en çok gösterdiği bölgelerden birisi de İstanbul ve çevresi. Hava sıcaklıklarının eylül ayı ortalamasında seyretmesine karşın İstanbul’da yaşanan yoğun nüfus artışı sebebiyle yakın gelecekte İstanbul’da büyük bir su krizi öngörülüyor. Kasım ve aralık ayları için beklenen yağış miktarında 20’lik olası bir azalma uyarıya, 25’lik azalma ise alarm verilme tehlikesine yol açabileceği gibi barajlardaki doluluk oranlarının 20 seviyelerine düşmesinin İstanbullular için ciddi sorunlara yol açabileceği konuşuluyor. Uzmanların belirttiği bu tehlikelerin tek sebebi ise yağış rejimi değil. Diğer tüm büyük şehirlerde olduğu gibi İstanbul’da da ortaya çıkan yoğun yapılaşma sıcaklık değerlerinde önemli bir artışa sebebiyet veriyor. İnşa edilen gökdelenler, asfalt yollarla birlikte var olan yeşilliğin giderek azalması şehirde ‘’ısı adası’’ etkisine yol açıyor.

 

Sonuç olarak Ülkemiz ve Çiftçilerimiz olarak sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. İnşallah maddi ve üretimsel olarak en az zarar ile bu süreçten geçeriz.

 

Çiftçinin Sesi

 

Tüm Çiftçilerimize Kolay Gelsin, Allah'a emanet olun...

Kaynak: (ÇS) - Çiftçinin Sesi Editör: Sistem Yöneticisi
Etiketler: Türkiye'deki, kuraklık, nereye, gidiyor,, sonu, nasıl, olacak,
Yorumlar
Haber Yazılımı